1 Mayıs’ın mesajı gölgelenmiştir!

Tüm dünyada olduğu gibi 1 Mayıs ülkemizde de emeğin ve dayanışmanın günü olarak kabul edilmekte, başta sendikalar ve sivil toplum örgütleri olmak üzere tüm çalışanlar, bu günde sorunlarını dile getirmeyi istemektedir.

Hak arama mücadelesinde gündeme yoğun bir şekilde gelmesi sebebiyle önemli bir gün saydığımız 1 Mayıs’ın bu yıl da maalesef devletin yasakçı ve güvenlikçi politikaları sebebiyle amacına ulaşamadığını gördük.

İstanbul Taksim meydanının yasaklanarak şehrin her yerinde olağanüstü hal uygulamasına geçilmesiyle, verilmesi gereken asıl mesajların üzeri örtülmüş oldu. Dünyadan ve ülkemizden yükselen hak, hürriyet ve adalet çağrıları gaz bombalarının sisinde kaybolup gitti.

Yasağın ve neredeyse ölümcül sonuçlar doğuracak şekilde uygulanan şiddetin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Fakat böyle bir yöntemle ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların, taleplerin gündeme gelmesini engellemek istendiğini söyleyebiliriz. Siyasi irade, bu amacına ulaştığını düşünebilir fakat mücadelenin tek bir günden ibaret olmadığını hatırlatmak istiyoruz.

1 Mayıs’ın sadece şiddet görüntüleriyle gündeme getirilmesini, bugünün anlamını çarpıtmaya dönük bir kasıtlı bir politikanın neticesi görüyoruz. Diğer eylemlerin ve yürüyüşlerin ise sadece magazinel bir boyutta sunulmasını da böyle değerlendiriyoruz.

Bunda, haftalarca, aylarca sorumluluklarını ifa etme konusunda gereken çabayı sergilemeyip, sadece bir gün alanlarda boy gösterme çabasına girişen bazı sendikaların payı olduğunu da sendikal mücadele adına önemli bir sorun kabul ediyoruz.

Ortaya çıkan tabloda, kamuda ya da özel sektörde çalışan, üreten, emek veren milyonlarca insanın yaşadığı sorunlar, layıkıyla gündeme getirilememiştir.

Toplumun tüm kesimlerinin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve sosyal sorunlar tartışılamamıştır. 

Kamu çalışanlarının sosyal ve ekonomik haklarında yaşanan gerileme, artan şiddet vakaları, işsizlik, emek sömürüsüne karşı açlık sınırı altında kalan asgari ücret, milyonlarca insanın giderek sendikasızlaştırılması, taşeronlaştırılması, kapitalist sistemin kâr hırsının neden olduğu iş cinayetleri, her gün hayatını kaybeden işçiler, banka ve faiz sisteminin esnafından emeklisine herkesi taksit taksit ya da sürekli borçlu yaşamaya mahkum etmesi, sınırsız bir kalkınma ve büyümeye endeksli iktisat ideolojisinin insanlığı ve tabiatı sürüklediği felaket ve daha birçok hayati konu gündemleştirilememiştir.

Tüm sendikalar, 1 Mayıs 2013’te yaşanan tabloyu değerlendirmek zorundadır.

Siyasal iktidarın yanlışları ortadadır fakat bu sendikal mücadelenin ya da toplumsal muhalefetin eksiklerini kapatmanın fırsatı olarak kullanılamaz.

Yılın geri kalan tüm günleri de, hepimizin emeğini, hakkını, hukukunu savunmak için birlik içinde mücadele etmenin, dayanışmanın günüdür.

EĞİTİM İLKE-SEN adına

Doğan Özlük

Eğitim İlke-Sen Genel Başkanı

1 Mayıs’ın mesajı gölgelenmiştir!” için 4 yorum

  • 01 Haziran 2013 tarihinde, saat 11:24
    Permalink

    1 Mayıs’ta Taksim konusundaki hakim yasakçı tutum 12 Eylülcülerin,provokatörlerin işine geliyor.Anlamsız bir ısrar.

    • 01 Haziran 2013 tarihinde, saat 11:29
      Permalink

      Bırakın insanlar toplansınlar,gösterilerini özgürce gerçekleştirsinler.Sonuçta muhaliflerin birbirlerine ve birbirlerinin değerlerine karşı saldırmadan tutumlarını ortaya koymaları sokağın kanunudur.

  • 06 Mayıs 2013 tarihinde, saat 22:48
    Permalink

    muhalefet imkânları daraltıldıkça bu sonuç kaçınılmaz olacaktır.

  • 03 Mayıs 2013 tarihinde, saat 16:15
    Permalink

    Şahsen taksimde miting yapmakta ısrar edenlerin mantığını anlayabilmiş değilim. Taksimin bir kutsallığımı var.Belki bazı kardeşlerimiz evet var diyecek orada geçmişte yaşanan katliamlarda can verenlerin kutsiyetidir var olan diyecekler .Geçmişte yaşanan o acı ve zulümlere elbette benimde yüreğim sızlıyor. Lakin ortada birde taksimin şu an için fiziki şartlarının müsait olmayışının da görülmesi gerekir diye düşünüyorum.Hem amaç hak ve hukuk talebiyse bunu her yerde yapmak mümkün. Benim bu sözüme hemen itirazda bulunacak arakdaşların ne diyeceklerini şimdiden kestirebiliyorum. Ama şunuda biliyorum ki maksat üzüm yemekse bunu bir şekilde yapmak ve sağa sola saldırmadan ortalığı yangın yerine çevirmeden yapmak mümkün. Biz tekel eylemcileri olarak uğramış olduğumuz zulme rağmen böyle şeyler yapmadık. Acaba bizlerde yakıp yıksaydık bir hak elde edermiydik. Velevki ettik bu ne kadar meşru olurdu. Hz Musa kavmini Fravunun zulmünden kurtarırken bile toplumsal bir saldırı yapmamıştır. Bu meseleler konuşuldukça uzar gider. Ama şunu da belirtmekte fayda görüyorum ki devletin kolluk güçlerinin zaman zaman sınırı aşan hatta haksızça yapmış oldukları müdaheleleride biliyorum. Ve bunu AnkaradakiTekel eylemlerinde yaşayanlardanım.Ancak şamla şekeri karıştırmamak gerekir Adil olmak ve insaflı olarak çift taraflı olarak değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum….

Yorumlar kapatıldı.