Eğitimde değişiklik neden yapılır?

Milli Eğitim Sisteminde kurulduğu günden beri her askeri darbe döneminde değişikliklere gidilmiştir. Ya amaçlarına ya da eğitim programlarına, darbeci ideolojiler doğrultusunda ayar çekilmiştir.

Darbe dönemlerini takip eden seçilmiş hükümetler de eğitimde değişikliklere gitmişlerdir. Onlar da kendi parti programları ve siyasal amaçları doğrultusunda kendi ayarlarını çekmişlerdir.

Fakat ne darbe dönemi ne de ‘sivil’ dönemler, eğitimin inşa etmeye çalıştığı zihniyeti ve kazandırmaya çalıştığı insan tipini esastan değiştirmemişlerdir.

Burada iki temel prensip geçerliliğini korumuştur:

Birincisi, yetiştirilecek öğrenciler devlet otoritesini ve resmi ideolojisini içselleştirmeli, meşruiyetine inanmalıdır ki, bürokrasi devamlılığını sağlayabilsin.

İkincisi, yetiştirilecek öğrenciler kapitalist ekonominin ihtiyaç duyduğu iş gücünü karşılamalıdır ki, ekonomik düzen işleyebilsin.

Kısaca okullar, toplumdan ziyade devlet ve piyasa düzenine uygun kafalar yetiştirmek içindir.

Dolayısıyla eğitim sisteminde bir şey değişiyorsa devlet ve ekonomi düzeninde bir şeyler değişiyor demektir.

Nitekim Türk Milli Eğitim sisteminin hikâyesi en başından beri bu gerçeği doğrulamaktadır.

Başlangıcını hatırlayalım:

Yeni bir siyasal düzene geçilmiştir.

Ulus devlet modelinde örgütlenen düzene uygun insanlar artık “iyi vatandaş, iyi insan” anlayışına uygun yetiştirilecektir.

Tek dil, tek kültür, tek ideoloji eğitim sisteminde egemen olur.

Tabi bunun bir de ekonomik ayağı vardır.

Yeni eğitim sistemi, devlet düzenine itaat eden makbul vatandaşlarla birlikte aynı zamanda liberal ekonomik düzene uygun iş gücü yetiştirilmesini de temel amaçları arasında kabul etmiştir.

Bu sebeple 1920’li yıllarda yeni devletin bürokratlarının, eğitim sisteminin hangi felsefe üzerinde kurulacağı sorusuna cevap ararken, ABD’li eğitim felsefecisi John Dewey’i Türkiye’ye davet etmeleri tesadüf değildir.

Pragmatizmin öncüsü sayılan Dewey’in incelemeleri sonucu önerdiği “iş eğitimi”, öğrencilere bir takım pratik mesleki bilgileri kazandırarak kapitalist iş dünyasının taleplerini karşılayacak temel bir formasyon vermeye yöneliktir.

Nitekim Dewey’in pragmatist eğitim anlayışı, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kapitalist yolla kalkınma kararıyla da örtüşmektedir.

Bir şeyin ne derece “doğru” olduğunun tek ölçütünün “pratik yarar” olduğunu ileri süren pragmatist anlayışın Türk eğitim sistemine damga vurmasıyla birlikte eğitim sisteminde tevhid-i tedrisatla başlayıp din eğitimin yasaklanmasına kadar varan değişikliklerdeki rolü yadsınamaz bir gerçektir.

Daha sonraki yıllarda da bu gerçek temel olarak değişmemiştir.

* * *

Şu husus çok önemli: Resmi ideolojiyle ya da ekonomiye yön veren egemen ideolojiyle sorun yaşamıyorsanız, milli eğitimde yapacağınız değişiklikler nihai tahlilde bir model değişikliği olacaktır.

Oysa ben model değil sistem sorunu yaşadığımıza inanıyorum.

Bu sebeple de 4+4+4 modeline geçmenin eğitimde karşılaştığımız asıl sorunlara çözüm getirmediğini düşünüyorum.

Şüphesiz 28 Şubat askeri müdahalesinde geçilen 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim modeli bir sorundu, fakat bu modelin sorunu çözmek için kademeliye geçmek yeterliydi.

Mevcut haliyle üçüncü bir dört yılın daha zorunlu tutulmasının iyileşmeden ziyade sorunların derinleşmesiyle sonuçlanacağını öngörüyorum.

Üstelik burada yapılan değişiklik, her ne kadar milletin tercihi gibi sunuluyorsa da; temel motivasyonun ekonomik ihtiyaçlar olduğu göz önüne alınırsa bu kaygımın yersiz olmadığı da ortada…

Doğayı ve insanlığı ifsad eden, sömüren, birilerinin zenginleşmesi için milyarlarca insanın tüm dünyada yoksullaşmasını sağlayan kapitalist ekonominin ihtiyaçlarına uygun bir eğitim sistemi değişikliği bizim derdimize nasıl çözüm olsun ki?

BEYTULLAH ÖNCE

EĞİTİM İLKE-SEN

 

Eğitimde değişiklik neden yapılır?” için bir yorum

  • 14 Ocak 2013 tarihinde, saat 21:43
    Permalink

    tereddütsüz sadece imzamı değil, kalıbımı basacağım bir yazı…

Yorumlar kapatıldı.