ODTÜ, polis devleti ve hükümet üniversiteleri

ODTÜ’deki öğrenci protestosu ve polisin müdahalesi sonrasında başbakandan gelen açıklamaların yanı sıra bazı üniversitelerin ve öğrenci konseylerinin yaptığı açıklamalar üniversitelerin özgürlüğü ve özerkliği açısından kaygı vericidir.

ODTÜ rektörlüğü ve öğrencilerini kınayan açıklamalarda üniversitelerin ideolojik ve siyasal kamplaşmaların yeri olmadığı, akademik çalışmaların yapıldığı yerler olduğu vurgulanmaktadır. Üniversite senato ve rektörlüklerinin; başbakanın ODTÜ yönetimini, protestocu öğrencilerini ve akademik kadrosunu hedef alan sözlerinden sonra yaptıkları bu açıklama, siyasal kamplaşma hakkındaki kanaatleriyle açık bir şekilde çelişmektedir.

Şiddetin kötü bir yöntem olarak vurgulandığı açıklamalarda polisin uyguladığı şiddet görmezden gelinmiş ve Türkiye’nin yaşadığı tutuklu öğrenci meselesi bile atlanmıştır. ODTÜ’deki şiddetin nasıl başladığına ilişkin farklı iddialara onca bilimsellik vurgusuna rağmen, bakılma gereği bile duyulmamıştır.

Şiddet; kötü ve reddedilmesi gereken bir şeyse eğer, bu şiddeti devletin güvenlik güçleri uyguladığında da karşı çıkılmalı. Peki, polisin her gün yerleşkelerde ve meydanlarda kullandığı şiddete -bu örnekte olduğu gibi- hakkıyla herhangi bir tepki göstermeyen üniversite yönetimleri ve öğrenci konseyleri; ne oldu da şimdi ve sadece bu olay üzerine tepkilerini ortaya koydular? Bunun muharrik gücü başbakanın tepkisi ve işareti olmasın sakın!

Siyasal iktidarın tavrının bir kez daha kutuplaşmayı derinleştirmekten yana olması üzüntü vericidir. Buna katkı vermek ise ayrıca bir sorundur. Bazı üniversite yönetimlerinin, her şeyden önce o gün kutlanılan projenin insanlığı ifsada götüren savaş teknolojisi bağlamında geliştiğini hiç sorgulamadan, “büyük bir olayın gölgelendiği” şeklinde tepki göstermeleri de ayrıca ibretliktir. Yine bazı yönetimlerin geniş katılımlı herhangi bir istişareye dahi gerek duymadan, siyasal iktidara şükran duygularını deklare eden bildirilere imza atabilmeleri, adil ve şeffaf yönetim, özgür üniversite ve özgür düşünce açılarından kaygı verici bir durumdur. Bu tür bildiriler üniversitelerin gerçekte özerk olmadığının itirafı kabul edilmelidir.

Başbakanın ODTÜ rektörlüğü, öğrencileri ve akademik kadrosu aleyhine sarf ettiği ağır eleştirilerden sonra emir alır gibi konuşulduğu izlenimi uyandıran bu açıklamalar, üniversitelerin başka toplumsal olaylar karşısında da tavır almaları gerektiğini göstermeyecek midir? Mesela bu günlerde, Roboski (Uludere) katliamının yıl dönümü vesilesiyle şiddet karşıtı bildiriler de okuyacak mıyız? Yoksa sadece işaret fişeğini başbakan’ın fırlattığı bir nokta atışıyla mı karşı karşıyayız?

Bu süreçte başbakanın akademisyenleri aşağılayan tutumu ve eleştiri sınırlarını aşan sözleri, mezkûr üniversite açıklamalarında neden değerlendirme dışında bırakılmış ve bu hususta niçin bir tepki gösterilmemiştir? Akademi için ağır bir durum olan itaat talebi bu şekilde meşrulaştırılınca, 12 Eylül dönemiyle arada bir fark olduğu hangi argümanla iddia edilecektir?

Son olarak, bir olaya veya bir olguya karşı tavır sergilenecekse, bu her şeyden önce adil bir şekilde olmalı. Ve unutulmamalıdır ki; aslolan iktidarlara ve yönetimlere karşı doğruyu ve hakkı haykırmak; özgürlüğünü ve bağımsızlığını egemenlere karşı savunmaktır.

Doğan Özlük

Eğitim İlke-Sen Genel Başkanı

ODTÜ, polis devleti ve hükümet üniversiteleri” için 4 yorum

  • 07 Haziran 2013 tarihinde, saat 15:48
    Permalink

    siz geçmişi unuttunuz galiba, nereden nereye geldiniz farkında değilsiniz. Allah rızası için gözüne at gözlüğü takma. Başbakan bu ülke için ne yaptığını bilen biliyor sende biliyorsun. Allah katında bu yazdıklarını bir vebali olduğunu da biliyorsun. Hesaba çekileceğin zaman başbakandan nasıl helallık alacaksın onuda düşün.

  • 09 Ocak 2013 tarihinde, saat 16:16
    Permalink

    Doğan Kardeşimizin devletin polis eliyle uygulamış olduğu şiddete yönelik yapmış olduğu bu eleştiriyi tek ayaklı olarak değerlendiriyorum . Zira ortadoğu teknik üniversitesinde yaşanan olaylar adilane değerlendirilmeli bence. Bu ülkede netice eleştirdiğimiz bir siyasl iktiar tarafından bir proje gerçekleştirilmiştir. Teknolojik anlamda dışa bağımlılık yaşayan ülkemizde her ne kadar sistemin toplumu ifsada yönelik kullanacağını var saydığımız bir projede olsa ülke insanımız tarafında gerçekleştirildiği iddia edilen bu gelişmeye bir de olumlu yönden bakabilmeliyiz diye düşünüyorum. Siyasal iktidarlar neticede bu ülkede toplumun bir çok kesimini olumlu ve olumsuz yönde etkiliyebiliyor. Biz Müslümanların daha çok olaya temel refaranslarımız üzerinden yaklaşım göstermemiz gerekir. Zira bizler adil olmak zorundayız. Siyasal iktidardan ve onun kurumlarında geneldede devlet denilen aygıttan adalet bekliyorsak bizlerinde adaleti elden bırakmamamız gerekiyor. Bu ülkede genel olarak üniversite yöneticilerinin siyasal iktidarların dünya görüşüne göre tavır sergiledikleri herkesin malumudur. Bence sendika olarak ölen öldüren coplayan coplanan, zulme uğrayan ve zulmesapan herkim olursa olsun adalet terazisini elemizden düşürmeden ve kantarın topuzunu kaçırmadan yaklaşım göstermemiz daha sağlıklı olur diye düşünüyorum..

  • 31 Aralık 2012 tarihinde, saat 10:56
    Permalink

    ağzınıza sağlık sayın abim.rabbim her daim yardımcınız olsun inşaallah.dua ile

  • 27 Aralık 2012 tarihinde, saat 23:59
    Permalink

    ağzına yüreğine sağlık doğan kardeşim aynen katılıyorum.bügün başbakan konuşmasında insan gibi yaşamaycaksanız(yani benim istediğim gibi)kendinize başka yer arayın dedi,tıpkı demirelin geçmişte başörtülülere suudi arabistanı gösterdiği gibi

Yorumlar kapatıldı.