Sosyal ve iktisadi adalet için!

Eğitim İlke-Sen, emeğin hakkını, eğitimin özgürleşmesini savunurken, ülke ve dünya genelinde sosyal ve iktisadi adaletin gerçekleşmesini temel hedeflerinden biri kabul eder.

Eğitim İlke-Sen, kapitalizmin “ihtiyaçlar sınırsız, imkânlar sınırlıdır” tezini şiddetle reddeder. Buna karşılık ihtiyaçların sınırlı, imkânların ise yeterli olduğuna inanır.

Sınırsız üretim-tüketim çılgınlığı ile ekonomik sömürü ve ifsadın; geri döndürülemez toplumsal, kültürel ve ekolojik tahribata sebep olduğuna inanır. Bu nedenle insanın, toplumun ve doğanın denge içinde yaşamasını sağlayacak bir eğitim anlayışının geliştirilmesine çalışır.

Eğitim İlke-Sen Allah’ın bütün kullarına eşit olarak verdiği nimetleri tekelinde bulunduranlara karşı, mazlumlardan ve ezilenlerden yanadır.

Eğitim İlke-Sen, sistematik kapitalist işleyişin tam karşısında yer alır.

Çözüm olarak hakça bölüşümü ve adil paylaşımı savunur.

EĞİTİM İLKE-SEN

 

Sosyal ve iktisadi adalet için!” için 2 yorum

  • 27 Aralık 2012 tarihinde, saat 23:25
    Permalink

    “BUNLAR DUVARDA KILIFIN İÇERİSİNDE Kİ KUR’AN’DAN HİÇ BİR ZAMAN KORKMADILAR. BUNLAR O KILIFIN İÇERİSİNDEN ÇIKARTILIP OKUNMASINDAN VE ANLAŞILMASINDAN KORKTULAR “SAYIN BAŞBAKAN SİZ VE HÜKÜMETİNİZİN UYGULAMIŞ OLDUĞU BİR TAKIM YANLIŞ POLİTİKALARDAN VE TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE MADDİ VE MANEVİ ANLAMDA UYGULAMAKTAN ÇEKİNDİĞİNİZ ADALETTEN DOLAYI SİZLER HİÇ ALLAHTAN KORKMUYORMUSUNUZ?

  • 27 Aralık 2012 tarihinde, saat 23:19
    Permalink

    Evet bu ülkede son 100 yılı dikkate alarak konuşursak Sayın Başbakanın dile getirmiş olduğu bu sözler sözler güzel güzel de istenilen adalet bir türlü icra edilemeyince her şey havada kalıyor. Toplumun her kesiminin beklediği yani maddi ve manevi anlamda adalet sağlanamayınca “zulüm” ortaya çıkıyor. İnsanı yücelt ki devlet yücelsin diyen sayın başbakana, alan el iken veren el olduk diyen sayın başbakana, devletin kasalarını altınla dövizle doldurduk diyen Sayın Başbakana sesleniyorum… Tüm bu biriktirdiklerinizi öbür tarafa mı götüreceksiniz. Allah azze ve celle kişisel anlamda “tekasürü” yasaklamışta devletlere mal yığmaları için izin mi vermiş? Binlerce yıl önce Firavunlarda altınları biriktirmiş ama insanlarını köle edinmişlerdi. Mezarlarına ulaşıldığında görüldü ki o altınlar onlara hiç bir fayda sağlamadı. Onlarda devletimiz güçlü olsun diye o altınları biriktirmişlerdi. İnsanlarını kendilerine kul köle edinerek. Bu günde değişen bir şeye yok ki, İnsanlar yine köle bu sefer ki köleler yani bizler gönüllü köle he şeye razı köle. Açlık sınırı 1040 tl ama asgari ücret son zamlarla 774 lira. Yoksulluk sınırı 2000 tl nin üzerinde ama milyonlarca çalışan emekçi bu gelire sahip değil. Sahip olmadığı gibi buna ulaşmayı hayal dahi edemiyor. Ülkenin son 10 yılına damgasını vuran kâğıdı kalemi elinde tutan iktidara sormak lazım adaletin ve kalkınman hani nerede? Bu kalkınma bu bahsettiğimiz kesimlere ne zaman yansıyacak? Allahtan kitaptan Kur’an’dan bahsetmeniz bizleri duygusal anlamda mest ediyor gözlerimiz doluyor :)) Ancak bir de madalyonun öbür yüzünü bir çevirin bakın lütfen. Hz Ömer’in adaletinden örnekler sunarken insanları maddi ve manevi anlamda kamplara bölmenin neresi adalet. Manevi anlamda insanların hür iradeleriyle hareket etmelerine engel olmanın neresi adalet. İslamı yaşam biçimi olarak gören halkımızın çalışan ve okuyan kızlarının kadınlarının örtülerine müdahil olmanın neresi adalet? Yusuf iyelerde ölüm döşeğindeki anneleriyle görüştürülmeyen mahkûm kardeşlerimize uygulanan muamelenin neresi adalet? Sivas olaylarından dolayı ömür boyu mahkûm edilmiş mazlum insanları zindanlarda çürütürken BAŞBAĞLARI yakıp yıkan ve 33 Müslüman’ı katledenlere hala seyirci kalmak mıdır adalet? Bu ülkede 4C ye gönderilmemek için hak arayan Tekel işçilerini, tüm özel şirket elemanlarını dar gelirlileri ve toplumun tüm alt gelir guruplarını ergenekoncu zannetmeyiniz. Hakça ve adaletçe külfeti de ortak paylaşalım refahı da ortak paylaşalım diyoruz. Bizler hiç bir kamu işçisine reva görmediğiniz 4C ye rıza göstermedik göstermiyoruz. Zaruretten çalışıyoruz. Bu ülkede siyasilerin yaptığı yanlışların faturasını bize kesmenizin neresi doğru? Özelleştirme politikaları gereği devletin kadrolu işçilerini sizler 43 yaşında 45 yaşında emekli etmediniz mi? Sonrada emeklilik yaşını yukarılara çekiyorsunuz. Toplumun bir kesimini rahatlatırken diğer bir kesimini neden mağdur ediyorsunuz? Kendisinden ayetler okuyarak örnekler verdiğiniz yüce kitabımızda ” FAKKU RAGABE” diye bir ayet geçer. Bu da kölelere özgürlük anlamına gelir. Evet, her alan ve anlamda kölelere özgürlük talep ediyoruz. Fitne çıkarıp ekini ve nesli yok edenleri kastetmiyoruz. ” Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Vesselam

Yorumlar kapatıldı.